Ben diye bir şey geldi koca dünyaya, meraklandı hep dev aynasına. Yıllarla sınırlı ömrü belirdi, ölünce de ölümlüler delirdi Yalan dünyaya inat mı bilmem ,doğruydu işi yalan diyemem. Hem görünürde hem de hayalde yaşadı ben denen beden. Issız karanlıkta kaybolmayı düşündü, düşündüğünü anlayınca kaybolmadığına tanıklık etti.

BEN DENEN MASAL
Ben diye bir şey geldi koca dünyaya, meraklandı hep dev aynasına. Yıllarla sınırlı ömrü belirdi, ölünce de ölümlüler delirdi
Yalan dünyaya inat mı bilmem ,doğruydu işi yalan diyemem. Hem görünürde hem de hayalde yaşadı ben denen beden. Issız karanlıkta kaybolmayı düşündü, düşündüğünü anlayınca kaybolmadığına tanıklık etti. Büyük olmaya aldandı;kendinden büyüğünü görünce; küçüldüğünü yalanladı.Yarayı görünce panikledi;çile çekince olgunlaştığını kanımsadı. Parayı büyük güç gördü;dostsuz kalınca öldü. Aşkı tatmak istedi, mecnun olunca sitemler etti.Bir dünyadır herkes kendi içinde,ölümsüz sayar kendini; mezar taşlarını görüp isimleri okumayınca.Bu nasıl bir dünya, herkes kendi içinde derseniz,herkesin hayale boğulup, düşünceleriyle var olan var ettiği cevabı ile devam edersiniz;kimisindekar ve kış yıllarca soğuk buz gibi-sanki sibirya-,kimisinde güneş dünyanın kendisi olmuştur. Kimi baharlar bitmez bazende kışın sonu gelmez, baharın ilkine giren pek azsa da sonuna gelmek için uğraşır ben denen yıllar birikimi. Ezilmek vardır ;domates gibi, bazısında da ezilmek imkansızdır; tuç çelik gibi.Ruh hali kimi hırçındır, kimi ise atılgan olduğu halde, suskundur. Yorulmak vardır ben dilinde, yorulmamak mümkünmüdür aşkla sevince. Görememek vardır başka hayalleri, görmek mümkündür gözdeki kalbi. Soru sormak vardır; ben nedir diye, anladığını sanar; ayna buluş edilince.Bazen kör olmak, kimi kör bile olamamak. Kör olmak kalple sadakat işi kör olamamak ise kalpsizlik gibi bişe. Özgürlük arar eksen içinde, tutsak olur eksenin kendisi bile. Çıplaklığı örtünmek sanar, bilgisiz cahil iken çıplak yüreği kanar, ki daha da kötüsü nedir ; bunun farına varınca bile gurur duyulması bence. Bahane de hazırdır; suçlu anne, baba ve iyi eğitim yoksulluğu gibi sözcük ordusu sanılan acizlik tablosudur… gürültü işitir duyar zanneder, duyunca gerçek söz (anlayamadığından) sağırlığını reddeder.Güçlü olduğunu zannederek yenilmezim der, hayatı yenilmeyi kaderi eder.


Ben denen canlı ben derken benim demeyi de ihmal etmez.Ben neyim ve neyim var derse, sonuçta; Ben denen vücut Tanrı’nın eseri, eee ruhum var dersek ;oda Tanrı’nın eseri,düşüncelerim var;o da kendini tetikleyenin eseri, duygularım dersende;o da duyguya neden olanın eseri, yaşıyorum dersende ;yaşamandan şüphe etmemenin eseri olduğuna göre ben bana ait değilim yani ben beni benleştiren bana, beni bilirttiğim müddetçe benim ve ben beni benleştiren benlere muhtacım denir kalbin belki de düşüncelerin benim ile konuşan kısmında;o vakit ben hem varım hem yokum demekte mümkündür.En iyisi ise;beni bana ben eden kişilik benim kimliğim ise bensiz ben ceset, benin geldiğim ben ise ben olmayı kendi kendine yapamadığı ve bir şeylere muhtaç olduğunu kanıtlıyor ve böylece ben beni buluş eden benim. Ben bana beni getiren ben kadar benim demek ise bir başka yoldur çözüm için.


Mustafa KOYUNCU